Zifir

-Aman Tanrım yine uyuya kalmışım..!
Kumsal gözlerini ovalaya ovalaya banyoya doğru yürüdü.
-Ah!güzel yatağım keşke hiç çıkmasam senin içinden. Diye iç geçirdi..
Geç kalmış olmasına rağmen bayağa rahat davranıyordu. Normalde apar topar giyinip çıkardı ama bugün canı okula gitmek istemiyordu.
Dolabının önünde kısa bir süre oyalandıktan sonra sıcacık evinden buz gibi sokağa ilk adımını attı.
– Nasıl bir sis bu böyle? Sanki bulutlar gökyüzünden aşağıya inmiş!
Yan blokta oturan arkadaşı Hale’nin ziline bastı. Kapının zil sesi iç gıcıklıyıcı şekilde çalıyordu. Bu sesi sevmediğini fark etti. Kapıyı beyaz tenli, yüzünde kırışıkları belirginleşen kafasına taktığı tülbendin yarısı saçlarını açıkta bırakmış, Birgül yenge açtı.
-Ah dedi içinden. Nasılda gözünün önünde yaşlandığını fark edemediğini düşündü. Daha altı yaşlarında tanışmıştı bu kadınla. Kızı yakın arkadaşı olmuştu. Birgül yenge hep güzel poğçalar, börekler yapardı Haleyle ona. Elinde de hep bir kitap olurdu. Okumayı severdi bu kadın ama Kumsal annesinin hiç kitap okuduğuna şahit olmamıştı.
-Günaydın Birgül yenge Hale okula gitti mi?
Kadın gözüne vuran ışıktan rahatsız olmuşçasına yüzünü buruşturdu, birazda homurtuyla cevap verdi.
-Günaydın canım. Yok Hale hasta bugün okula gidemiyecek.
Ah Hale ah..! Ne diye haber bile verme gereğinde bulunamamıştı. Oda buraya kadar boşuna gelmiş oldu diye içinden söyleniyordu.
-Tamam Birgül yenge geçmiş olsun dediğimi söylersin Hale’ye.
Hızla merdivenleri indi çok geç kalmıştı. Bu apartmana gelmeyi hiç sevmiyordu. Her taraf birbirine karışan yemek kokularıyla doluydu. Zaten yemeklerle de arası pek yoktu.
Hava çok soğuk, kış ayını da sevmezdi Kumsal. Soğuk havalarda onun için sobanın yanında kedi gibi kıvrılıp yatarak geçirmesi gereken zamanlardı. Ama lise ikinci sınıf öğrencisi olduğu için okula gitmek zorundaydı.
-Hadi Hale hasta peki Şimay’la, Sevil hangi cehennemde? Neden bugün kimse onu aramadı? Elleri buz kesmişti zaten doğru düzgün beslenemediği için kansız ve hep üşürdü. Birde bu havalar onu iyice hasta ediyordu. Bu şehrin kışını sevmiyordu hiç kar yağmaz ama soğuda keskin olurdu. Kar yağsa okullar tatil olucak oda evinde sıcacık yatağından hiç çıkmıycaktı.. Bu düşüncelerle bir yandan da iyi olmuş yolu yarılamıştı. Okulun yolunu iyi bilmese çoktan bu sisli havada yolu şaşırmış olucaktı. Bomboş sokakta kendi ayak sesi dışında bir ses daha işitti. Hemen arkasından biri geliyordu.. Bir anda ürperdi adımlarını hızlandırdı. Neyse ki simitçi Mehmet amcayı herzaman ki köşesinde gördü. Biraz daha rahatladı. Hem zaten sabahları işe giden insanlarla karşılaşıyorlardı. Kimisi onun gibi geç kalıyor koşa koşa durağa yetişmeye çalışıyor kimisi de Metmet amcadan mis kokulu çıtır çıtır simitlerden alıp yaylana yaylana işine gidiyordu. Muhtemelen arkasında ki kişide işine yetişmeye çalışan biriydi. Hava bu kadar ürpertici olmasa oda bukadar korkmazdı. Bir anda önünde sarı saçlı, etine dolgun bir kız gördü sandı. Ama sis okadar yoğundu ki karşıdakini seçemiyordu. Adımlarını hızlandırdı.. Ama oda ne arkasında ki kimse oda hızlanmıştı artık tak tak eden bu sessiz sokakta ki ayak seslerini daha da yakından duyabiliyordu.
-Sevill..! Sevill..! Diye bağırdı. Kendi sesini bile tanıyamadı korku ve soğuktan çatallanmış sesi adeta boş sokakta yankılanmıştı. Çok şükürki gördüğünü sandığı her sabah okula birlikte gittiği arkadaşlarından Sevil’in kendisiydi. Onu görüceğine hiç bukadar sevineceğini düşünemezdi. Sevil altın sarısı saçları olan hafif tombul elmacık kemiklerinde küçük küçük çilleri olan tatlı bir kızdı.
-Sevil günaydın. Niye bu sabah kimse aramadı beni?
Sevil soluk soluğa kalmış. Ve bu soğuk havada bile alnının üstünde su damlacıkları oluşmuş. Bu kız bu havada nasıl oluyorda terleyebiliyordu kendisinin titremeyen bir yeri kalmamıştı.
-Ben uyuya kalmışım Kumsal, Şimay’ da babasının evinde kalmış dün gece babası bırakıcaktı okula. Hale’yi bilmiyorum ama?
-Ah evet Hale’de hastaymış..
Kumsal Şimay’ın babasında kalacağını biliyordu nasıl da unutmuştu. Bu unutmalarına Bir çözüm bulması gerekiyordu. Bazen bir çok şeyi unuttuğu oluyordu. Neyse bununla daha sonra ilgilenicekti. Arkalarında ki adım sesiyle irkildiler. İkiside o an da dönüp baktılar. Adam neredeyse enselerindeydi. Fal taşı gibi açılmış gözleriyle bir birleriyle bakıştılar ama ikisininde ağzından bir tek kelime dahi çıkmıyordu. Kimdi bu yabancı? Niye onları takip ediyordu?
Kafasında alnına kadar örtülmüş kirden ve yıpranmışlıkta rengi kaçmış bir bere, siyah bir mont, ağzında da sıkı sıkı sarılmış bir atkı vardı. Kollarını birbirlerine iyice kenetledikten sonra daha da hızlı adımlar atmaya başladılar. Neyse ki yan tarafta amcanın biri ağaçlardan düşüp haşır haşır ses çıkartan kuru yaprakları temizliyordu. İkiside birer derin nefes aldı.
Okulun arka girişine yaklaşmışlardı okulun güvenlik kulubesine doğru bakındı Kumsal ama güvenlik yerinde yoktu. Hay aksi birde arka kapıyı kilitlemişler. Şimdi ön taraftaki kapıya doğru yürümeleri gerekicekti. Herkes derste olduğu için bahçede incin top oynuyordu. Kumsal dayanamayıp birazda çaresizce Sevil’in kulağına fısıldar bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
-Sevil bu adam beni takip ediyordu. Korkuyorum. Yakınlaştı iyice ne yapıcaz?
Sevil okadar korkmuştu ki kızın sesi bile çıkmıyor sadece irislerini bir sağa bir sola çeviriyordu. Kumsal sağ tarafına doğru adamın yüzünü görebilmek için döndüğü sırada Sevil’den tiz bir çığlık koptu..!
Kumsal arkadaşına doğru çevirdi kafasını o anda yanından hızla geçen adam omzuna çarpmıştı bir anda sendelledi ama hemen toparlanıp Sevil’in yüzüne dikkatle baktı.
-Sevill..! İyimisn!?
……..
-Sevil kendine gel noldu? Bişey mi yaptı sana?
Arkadaşı belki hıçkırıklarını bırakabilse konuşacaktı ama bembeyaz tenli olan bu kız şuan pancar gibi kızarmış salya sümük ağlıyor ve titriyordu. Eliyle karşı yolu işaret etti. Kumsal göstermeye çalıştığı yere doğru bakınca bir apartmanın siyah demir parmaklıklarının arasından onları sırıtarak izleyen adamla göz göze geldi.. İşte o an, o gözleri o pis gülüşü zihni en derinliklerine kazıdı..
Sevil ‘dokundu bana’ diyebildi sonunda..
Evet eğer o gün Sevil’le karşılaşmasaydı aynı şey onun başına gelicekti. Arkadaşı tacize uğramıştı ama bugünü ikiside bir daha unutamıycaklardı..

Gözde Ustabaş tarafından yayımlandı

Gözde Ustabaş Blogger

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın