Toplumsal ön yargılar..!
Ne acıdır ki bizim seçme hakkımız yoktur.! Bir şekilde çocukluktan seçme hakkımız ailelerimizin elindedir.. Daha küçük yaşta dayatılır herşey..! Kızsan ve okumazsan kocaya.. Erkeksen okusanda olurr, okumasanda bir iş bulur çalışırsın.. Mesela karekterinin şeklini toplumun görüşlerine, yaşadığın şehrin örfüne adetine göre şekillendirirsin.. Kimse sormaz sana yada sen istediğin şeyi dile getiremez ‘herkesleşme’ zorunluluğunu seçersin. Bunu kime zaman hiç farkında olmadan yaparsın.. Hiç sormamışsındır bile kendine.. Ben ne istiyorum? Diye.. Yada sorduysan da yine bir kalıbın içine girerek devam etmişsindir.. Atıyorum en basidi mesleğini seçmişsindir yada evleniceğin kişiyi, yaşamak istediğin şehri gibi.. Bunlar dışında neye itiraz edebildin ki? Aslında yine toplumun dayatmasına kapıldın o klasik hayatın kalıbındasın aslında.. Bunu hiç düşündün mü?
Başka yaşamak için gerekli olan ne var ki? Diyebilirsin.. Evet ne var olabilir?
Ben mesela evet yaşamak adına yeteri kadar para ihtiyacımı karşılayabilen ama benim yaşam alanımı çok fazla kısıtlamayan iş saatleri olmasını isterdim.. Eminim ki bunu bir çoğunuzda istiyor.. Fakat sağlayamıyor.. Çünkü bize dayatılan bu!! Kalıp olan tam olarak da bu.. Halbuki yarın ölüceğini bilsen asla dün sabah 8 akşam 8 saatleri olan bir işte çalışmazdın.. Ama bunu biliyorsun.. Ölüceksin bu belki bugün belki yarın belkide daha uzun bir süre olucak? Bunu bilerek yaşıyoruz zaten.. Ama sen yaşadığın ülkenin bir diğer şehrini belkide göremeden ölüceksin! Bu dünyaya geldin ama o il sınırından bir öte hiç gidemedin.. Ne acı..! Ne zor bir hayat..! Ve bunu bize reva gören bir adı ‘düzen’ diğer adı ‘adalet’ olan bir sistem var..
Birde ‘yargılar’ var.. Mahkeme salonlarında hakimin işi olan değil hani şu sokakta elini kolunu sallayan, kahvede çayını sıgarasını içen, evlerde kısır poğça yiyen hakimlerden bahsediyorum.. ‘Senin kızın’ sokakta bir oğlanla geziyordu, oğlu sigaraya başlamış alkol karı kızı da vardır bunun… Diyenler..! Ah ahhh…! Ne sevelerler başkalarının hayatlarıyla ilgili atıp tutmayı.. Öyle görmüşlerdir aslında.. Başkasının başına gelen kötü bir olayı bile ‘eee zamanında bana çok gülmüşlerdi bak şimdi başına geldi işte’ diyerek yaftalarlar hayatları…
Birde hiç bilmediğimiz ama isimlerini duyduğumuz hayatlar vardır..! Kimisinin doğuştan gelen kimisinin seçimi olan.. Varlığına inandığımız ama Toplum olarak bunu kabullenmediğimiz… Cinsel tercihleri dış görünüşleriyle zıt olanlar.. Homoseksüel, eş Cinsel toplumda bir çok ismi barındırır.. Gelin görünki onlar kendileri için ne isim koyduklarını ben bilemiyorum.. Bazen bir arkadaşımız öyledir bazen uzaktan duyduğumuz biri bazen dışarıda gördüğümüz, televizyonlar Gördüğümüz.
Ama varlar ve bizden birileri.. Dini ırkı, meshebi, işi, eşi, kimilerinin çocuğu kimisinin de kendi çocuğu olanlar..
Toplum ve ön yargıları bu tür herkesin hayatına bir şekilde ‘bilerek’ yada ‘bilmeyerek’ bir şekilde karışıyor.. Yargılıyor…
Benim olayım aslında herkesin bir anadan olduğunu unutulmaması.. Bütün şartların herkese eşit dağıtılması..
Keşke öyle bir yer var olabilse.. Kim bilir belki de başka bir yaşam da.. Tek bildiğim ve yürekten inandığım Allahın adaleti.. İşte ozamn herkez eşit olabilecek bunu bilmekte beni rahatlatıyor.. 🙂

